İÇERDEN SESLER (BİR BEBEK GÖRDÜM SANKİ)
14 Eki, 2018 0:36 tarihinde eklendi

İÇERDEN SESLER (BİR BEBEK GÖRDÜM SANKİ)

İÇERDEN SESLER (BİR BEBEK GÖRDÜM SANKİ)

 

Söylenmesi cesaret isteyen şeyler, bence artık söylenmeliler. Demokrasi ve hukukun sınıfta kaldığı bir ülkede, sonuç; adaletsizlik ve onun sonucu olarak da zulüm getirir. Demokrasiye dönüş yapma vaktidir. Bu yaptırımlar, merhum Sayın Süleyman Demirel’in dediği gibi: “Milleti devlete küstürmüştür.” Biz her zaman demokrasi isteğimizi söyledik. Demokrasiyi gerektiği zaman birçok şekliyle tarif ettik. Adalet konusunun üzerinde durduk. Yanlış yapıyorsunuz dedik, dinleyen olmadı. Sonra milletimize döndük, zulme rıza zulümdür dedik ama kulaklar kapatıldı. Bunun üstüne birde suçlu damgası yedik.

Ne olursa olsun, nerede olursa, kim olursa olsun, hakkın, hukukun, tarafsız ve baskısız bir şekilde üstün tutulması konusunda uyardık. Şimdi ülkemizde yüzlerce insan sebepsiz yere mahkumiyet altında. Kendi de ne yaptığını bilmiyor, onu oraya koyan da ne yaptığını bilmiyor. Acı bir tablo var karşımızda. Milletimizin sergüzeşt-i hayatı bu olmamalıydı.

İsterdik ve hala da milletçe istiyoruz ki; Türkiye’nin lügatına hukuk yeniden girsin, adalet isim ve şekil ile değil, fiil olarak işlesin. Her gün tutuklananlar, tutuksuz yargılananlar, hapse atılanlar, açığa alınanlar, ihraç edilenler, evinden yurdundan olanlar, hasta olup bakım yapılmayanlar ve bunlar gibi bir sürü mazlum insan var ortada.

Peki bunların hesabı nasıl verilecek, bu kadar masum insanların hakkı nasıl ödenecek. Hapiste yetişen bir nesil olursa, biz ülkemizden nasıl refah, huzur, adalet, demokrasi bekleyebiliriz. Ters yöne doğru gidiyoruz. Kimse ne olduğunun farkında değil. Herkes kendi aleminde, dışarıyı gören yok. Dindar olsun da gerisi çok da önemli değil diyen kesimin sözünün nasıl yanlış bir yere geldiğini görüyoruz. Demokrasi diyorlar, sadece diyorlar. Fiiliyat sıfır. Demokrasi nedir peki diye soralım.

“Demokrasi herkesin istediği işi tutabilmesi, istediği sözü söyleyebilmesi, istediği yere gidebilmesi, istediği şekilde inançlarına sahip olabilmesi, istediği şekilde ibadet edebilmesi, manevi ve maddi cepheleriyle hür olmanın adıdır. Bunda devlet için veya millet için bir tehlike yoktur. Bu nasıl sağlanacaktır? İşte burada demokrasi dediğimiz zaman, hak arama yollarının sonuna kadar açık olduğu rejim akla gelmelidir. Buradan adalet doğar, eşitlik doğar. Adalet ve eşitliğin hakim olmasını sağlamak, güvenlik içinde olmak, demokrasinin tarifine değil de, tavsifine, yani vasıflandırılmasına yarayacak şeylerdir” diyor merhum Süleyman Demirel.

Demokrasinin tarifi budur, bundan ibarettir. Ancak şuan görüyoruz ki, benim vatandaşım, iktidar nazarında, bir katil, tecavüzcü, gaspçı ve bir hırsız muamelesini görüyor. Bu nasıl olabilir. Nasıl buna göz yumulabilir.

“Parmaklıklar ardında sıkışmış masumlar zümresi

Nasıl hesap verecek bu beyaz yakalılar zirvesi

Adalet diye diye sesi kısılan halkın

Artık yetmez bu çektiği çilesi”

 

Çarpıtmalarla, kükremekle, olayı başka tarafa çekmekle, bir takım tiyatral tiraji-komik olaylarla bu milletin kandırılamayacağını elbet hepimiz görüyoruz. İnşallah daha iyi şekilde göreceğiz.

Adaletsizlikle, zulümle, dayatmayla bir kişi kazanır ancak demokrasi ile millet de kazanır, devlet de kazanır.

Allah milletimize ve devletimize zeval vermesin. Ferasetimizi ve basiretimizi artırsın İnşallah.

İÇERDEN SESLER

Hergün başka bir dram, başka bir kopukluk hissediyor insan.

Ötekileştirmek, istenilmemek, boşluğa bırakılmak o kadar acı bir durumdur ki anlayamaz kimse.

Biz iyi insanlarız aslında, dini bütün, ahlakı güzel, Allah a en iyi şekilde kul olabilmenin çabası içinde bulunan insanlarız. Kısaca masumuz biz. Tek suçumuz şuan yaşamak. Onu bile elimizden alıyorlar şuan. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Nereye gideceğimizi. Herkes bizden uzaklaşmak istiyor. Bize açmıyor kapılarını. İşte öyle.. kaldık mı şimdi ortada.

Kimsesiz, çaresiz, karamsar bir şekilde. Ama ümidimiz vardı bizim. Yaşamayı seviyoruz çünkü, kalabalığı, insanları ve yaşamayı sevenleri. Okul okuduk herbirimiz, mesleğimizin getirdiği en üst konumlara yerleştik çoğumuz. Seviliyorduk çünkü.

Onu da aldılar elimizden

Yaşamaya dair ne kaldı ki şimdi.

Ne yapalım Yeniasya diye bir Gazete varmış. İlk kez gördüm. Ve içimden dedim ki: “Ben kendimi bile bu kadar iyi savunamazken, ne olmuş ki bu güzelim Gazete bizim gibi mağdurları savunur olmuş” sonra anladım. Onlar Nur talebeleri. Hakkın ve hakikatin daima yanında. Kimseden en ufak bir korkuları yok. Onların davaları var, uğruna ölebilecek davaları. Onların Üstadı var; bizim gibi memleket hapishanelerinde sürünen hatta bizim şuan ki halimiz Üstad Bediüzzaman ın yanında bir hiçtir. O’nu zehirlediler, kışın en şedit zamanında kapattılar penceresinde cam olmayan hücreye, sürdüler hep bir yerlere. Ama O öyle birisiymiş ki, eğilmemiş, pes etmemiş, yenilmemiş. Okuyoruz hergün değil tabi arada bir işlerine gelirse içeri alınan Yeniasya Gazetesinden bu haberleri. Hep dua ettik o gazeteye, çalışanlarına, evlatlarına, sevdiklerine. Hep ayakta dursunlar hiç yıkılmasınlar diye yalvarıyoruz Allah a. Çünkü O masumların, mağdurların sesidir. Hakkın sesidir. Doğruyu söylemekten korkmaz. Hepimizi çok etkiledi gerçekten. Şu karamsar halimizde bile içinize umut serpiştirdi Yeniasya.

Allah razı olsun.” (İsmini vermek istemeyen ancak Yeniasya ya gönlünü veren KHK mağduru).

Görüyoruz ki Yeniasya nın yaptığı hizmet ne kadar büyük. Ne kadar ulvi bir hizmet ki bu böyle kendini sevdiriyor insanlara. Hak olmanın yanında, eğilmeyen başların, korkusuzların, gerçekten yaşayanların gazetesidir Yeniasya.

Bende yaşamak istiyorum özgürce

Haklarım elimden alınmadan 

Bende koşmak istiyorum hür bir şekilde

Kimseye diz çökmek zorunda olmadan

Adalet istiyorum karşıyım hak yemeye

Hukuk istiyorum çünkü hakkım var

Yargılayın suçum varsa eğer adilce

Suçum yoksa beni burada tutamazlar

Yeri göğü hiddete getirdik zalimlikle

Hak yemekle adaleti kaldırmakla

Hakka hakikate tecavüz etmekle

Bir masumu suçsuz yere mahkum etmekle

Adalet istiyorum ben çünkü hakkım var benim

Adalete karşı çıkmak en büyük adaletsizliktir

Adalet istiyorum çünkü ben onu hiç görmedim

Adalet benim için milletim için en güzel nimettir

Parmaklıklar ardında sıkışmış masumlar zümresi

Nasıl hesap verecek bu beyaz yakalılar zirvesi

Adalet diye diye sesi kısılan halkın 

Artık yetmez mi bu çektiği çilesi

 

CEMİL SAİD DEMİRDÖĞMEZ

 

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *