SÖZDE MUHAFAZAKAR ÖZDE…
1 Kas, 2018 21:05 tarihinde eklendi

SÖZDE MUHAFAZAKAR ÖZDE…

SÖZDE MUHAFAZAKAR ÖZDE…

Bundan bir kaç ay önce bir yazı okumuştum, iktidardan “muhafazakar kesim” diye bahsediliyordu yazıda, (muhafazakar kelimesi dindar kesim manasında kullanılmıştı) Bu hitap beni fazlasıyla rahatsız etmişti çünkü muhafazakarın tanımında her ne kadar olanı muhafaza etmek, değerlerine sahip çıkmak anlamı olsa da, toplumda kabul gören karşılığı farklı. Bugün sokağa çıkıp on kişiye “Muhafazakar nedir, kime denir?” diye bir soru sorun, eminim hepsi dindar kesim diye cevap verecektir, bu tabir dinle, dindar kesimle o kadar örtüştü ki artık, asıl anlamı geri planda kaldı.

Muhafazakar-muhafazakarlık ne demek?
Muhafazakârlık, var olan durumu koruma amacını güden düşünce tarzı. Toplumun değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan sağ kanat siyasi ideoloji.
Muhafazakarlık, sol görüş tarafından değişime karşı direniş olarak tanımlanıp eleştirilmektedir. Muhafazakârlık bir sağ ideolojidir. Muhafazakârlığın var olan kazanımları ve değerleri korumak şeklinde bir yanı da vardır. Bu açıdan bakıldığında, herkes, solcular dahil, istedikleri toplumsal düzen gerçekleştiğinde muhafazakârlaşabilirler. Nitekim Sovyetler Birliği’ndeki Stalin rejimine karşı olanlar (örneğin Troçkistler) bu rejimi muhafazakârlaşmakla suçladılar.
Muhafazakârlık taraftarları, toplumların zamanla geçirdikleri evrim sonucu bir tür “bilgelik” biriktirdiğini, bu bilgeliğin toplum düzeninde, kültürde kendisini açığa vurduğunu, özenle korunması gerektiğini savunurlar. Bu nedenle, muhafazakârlık, bir anda büyük değişiklikler yapmayı hedefleyen devrimciliğin karşıtıdır.
Muhafazakârlık değişime tümüyle karşı değildir. Sadece devrimsel değişimlere, topyekün toplum planlarına karşıdır. Radikal, “seçkin” bir grup entellektüelin bir araya gelerek toplum düzenini bir anda değiştirecek devasa planlarını uygulamaya koymaları, muhafazakârlığa aykırıdır. Bu açıdan, muhafazakârlık çoğunluk yanlısıdır ve demokratik bir toplumun temel ideolojilerinden biri olduğu savunulur.
Muhafazakârlık, akla şüpheyle yaklaşır. Kendi aklının sesini dinleyerek başka insanların hayatları üzerinde kalıcı bir etki yaratmaya çalışan düşünürleri eleştirir. Muhafazakârlara göre akıl farklı sonuçlara varabilmektedir ve bir bireyin toplum üzerinde keyfi değişiklikler yaratma isteklerine araç olmamalıdır. Toplum düzeni asırların deneyimlerinin süzülerek gelen bir evrimleşme sonucu oluşmalıdır. Muhafazakârlık aklın siyasi sorunlar karşısında kullanımına karşı değildir, fakat toplumun tümünü etkileyecek planların, çoğunluğun isteğine aykırı olmalarına karşın akılcılık (rasyonalizm) kullanılarak meşrulaştırılmasına karşıdır.
Muhafazakârlığı sistemli bir düşünce olarak ilk savunan kişi, İngiliz filozof Edmund Burke olmuştur. Burke, Fransız Devrimi zamanında yaşamış, devrime karşıt bir düşünürdü. O sırada İngiliz devlet adamları arasında Fransız Devrimi’nin İngiltere’ye yayılacağı endişesi yaygındı. Burke, devrimsel mücadeleye karşı sistemli bir ideoloji oluşturarak, fikirsel alanda Fransız Devrimi’ne karşı bir mücadele başlattı.
Muhafazakârlık İngiltere ve ABD gibi sanayileşmiş demokratik toplumlarda yayıldığı gibi, Osmanlı İmparatorluğu, Çin İmparatorluğu gibi gelenekçi ülkelerde de siyasi iktidarları etkiledi.
Kaynak (Vikipedi, özgür ansiklopedi)

Peki dindar kesim muhafazakar olamaz mı? Olur tabiki ama az önce de bahsettiğim gibi bizdeki karşılığı dindar kesimle o kadar örtüşmüş vaziyetteki, muhafazakar denilince akla ilk gelen din oluyor, dindar kesim oluyor. Bu yüzden bu tabirin, İslamiyetin içinin boşaltıldığı, siyasal İslamın dibine kadar yapıldığı bir ortamda bu şekilde kullanılmasından rahatsızlık duyuyorum. Bugün yapılan haksız, hukuksuz uygulamalarının hiç birinin islamda yeri yok. Eğer “muhafazakar” kelimesi dindar kesimi belirtmek için kullanılıyorsa bugünün siyasetçileri için bu ifadenin kesinlikle kullanılmaması lazım. Hadi diyelim bu kesimi (dindar) muhafazakar diye adlandırıyoruz, bugün öyle olaylar yaşanıyor ki, muhafazakar dediğimiz kesimde taciz-tecavüz, kul hakkı, zulmetme gibi olaylar aldı başını gidiyor. O zaman burada durup düşünmek lazım. Bu insanlar nasıl muhafazakar oluyorlar, daha inandıkları dinin değerlerini koruyamazken muhafazakar tanımını hakediyorlar mı? Sadece din açısından da bakmayalım olaya, yukarda muhafazakarın tanımında olanı koruma, değerlerine sahip çıkma, ifadelerine yermiştim. Bu insanlar bugün sadece dini değerlere değil, kültürel değerlere de sahip çıkmıyorlar. Durum böyleyken, bu kelimenin bu şekilde kullanılmasını doğru bulmuyorum.
Muhafazakar kelimesi bu örneklerden sadece biriydi. Akademisyen, yazar ve gazetecilerimize bu konuda çok iş düşüyor. Toplumu iyi analiz etmeli ve terimlerimizi ona göre seçmeliyiz ama ne yazık ki tam tersi bir durum söz konusu. Özellikle akademisyenlerimizin toplumdan uzak olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Konuşmalarında ya da yazılarında o kadar çok akademik terimler kullanıyorlar ki, toplumun büyük kısmı hiç bir şey anlamıyor. Türk toplumunun eğitim seviyesine baktığımız zaman, akademisyen ve yazarlarımızın topluma inemediği aşikardır. Çok şey biliyor olabiliriz ama bunu karşımızdakine aktaramıyorsak bildiklerimizin ne önemi var ? Yine aynı akademisyen ve yazarlar terimleri asıl anlamlarının dışında kullanınca topluma yanlış yön vermiş olacağından, terimleri kullanırken daha hassasiyet göstermeleri gerekiyor.
Şimdi bir kez daha düşünelim; sözde muhafazakar olanlar özde muhafazakar mı?

TUBA DEMİR

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *